Sel Yayıncılık

Все книги издательства Sel Yayıncılık


    Yaşlılık Günlüğü

    Salâh Birsel

    "Türkçenin büyük ustası Salâh Birsel, 1980-85 arası kaleme aldığı günlüklerinde yaşlılık günlerinin titiz bir kaydını tutuyor. Yaşlılık Günlüğü müşkülpesent olduğu kadar babacan, muzip olduğu kadar da ciddi bir dil âşığının, Salâh Birsel'in benzersiz üslubuna ve gündelik hayata, edebiyata, yaşlılığa ve belleğe dair gözlemlerine tanıklığa davet ediyor okurunu. Hacivat Günlüğü'nün devamı niteliğindeki bu eser, yazmanın şehvetini ve yaşlanmanın kederini derinden hisseden bir yazarın iç dünyasını ve eserlerini bütünlüklü bir biçimde kavramak için de anahtar işlevi görüyor. Yaşlılık Günlüğü'nde tüm renkleriyle insan, tüm zorluğu ve güzelliğiyle yaşam var. ""Kitaplar ayışığıdır, fanuslu ağır lambadır. 'Yandım Şeker' oyun havasıdır. Sıkılıp suyu içilmemişse bile, yarılmış, bir yerlerinin tadına bakılmıştır. Sonra da yemeye kıyılamayıp rafa kaldırılmıştır. Ama bilirsiniz ki o kafası ayarlı sizindir, sizin sevgilinizdir. Onu istediğiniz vakit çekip okuyabilirsiniz."""

    Yazının Sınır Boyuna Yolculuklar - Edebiyat Üzerine Denemeler II

    Enis Batur

    "Enis Batur, Edebiyat Üzerine Denemeler'in bu ikinci cildinde, Son Modernler'de başlattığı soruşturmayı farklı alanlara yayarak bir bölümü ilk kez burada kitaplaşan yazılarla derinleştiriyor. Çağımız yazarları arasındaki hısımlık ilişkileri, geliştirdikleri sınır ihlalleri, açtıkları söyleşi damarları üzerinden hem ülke edebiyatına, hem dünya edebiyatına yönelen bir ufuk çizgisi taraması. Enis Batur, belki de kuğunun son şarkısını dillendiren has edebiyatın kayıt defterini yoklamayı sürdürüyor."

    Yazmak Üzerine Notlar

    Jules Renard

    "Renard'ın günlüğünden damıtılmış; yazma işi, yazma eylemi ve yazarlığın güçlükleri üstüne seçmeler. Bir yazarın yazıya, dolayısıyla kendine bakışına ilişkin, nokta atışlarıyla, deneyimlerle, öğütlerle, ıskalamalarla örülmüş incelikli bir toplam. Alaycı bir gülümseme, dimdik bir duruş… ""Yazarın işi yazmayı öğrenmektir. Ne olursa olsun yalan söylemeyeceğim. Kendime şu soruları soruyorum: Neyi severim? Neyim? Ne istiyorum? Bunlara içtenlikle yanıt vereceğim, çünkü öncelikle kendimi aydınlatmak istiyorum. Kendimi ne iğrenç, ne de saf biri gibi görüyorum. Gerçekten, kendime büyüteçle bakacağım."""

    Yitik Bir Aşkın Gölgesinde

    Mehmed Uzun

    "Kürt edebiyatının usta ismi Mehmed Uzun, Yitik Bir Aşkın Gölgesinde'de, ülkesinden sürgün edilen Vanlı Memduh Selim Bey'in mücadelelerle dolu trajik ömrünü bütün incelikleriyle nakşeder. Kaderi yenilgiler, yitimler ve geçim sıkıntılarıyla örülen Kürt aydını Memduh Selim Bey, hayati bir seçim yapmak zorundadır: Aşkı mı, ülkesi için savaşmak mı? Biricik sevgilisini terk ederek ülkesi uğruna savaşmayı yeğlese de her iki cephede de yenilgiye uğrar. Savaşın orta yerinde hem memleketine hem de aşkına duyduğu özlemin kavuruculuğuyla boğuşurken, halk da içinde bulunduğu çetin koşullar nedeniyle çoktan perişan bir haldedir. Memduh Selim Bey, yaşamının son günlerine kadar yoksulluk, İstanbul ve Galata hasreti, yorgunluk ve yalnızlıkla boğuşup duracaktır. Yitik Bir Aşkın Gölgesinde, umutlardan hüsrana, sevinçlerden burukluğa ve nihayet ebedi göçe doğru adım adım ilerleyen şiirsel bir yolculuk…"

    Yok Yolcu

    Kâmil Erdem

    "Kâmil Erdem öyküleri bir akarsu gibidir, bir akarsuyun gereğini yapar, öyle olması, akması gerektiği için akar. Suyun uzunluğu, derinliği, içinde mi kıyısında mı, neresinde durmak gerektiği kararını ise okur vermek durumundadır; bu sakin, sessiz, keyif çatılan bir dere kenarı da olabilir, köpürtülü, gürültülü ve tekinsiz bir çağlayan da. Üçüncü öykü kitabı Yok Yolcu da böyle müphem öyküler barındırıyor; sonsuz bir sonsuzluktan, derin düşüncelerden, koca bir hayat boyu yaşananlardan, çıkarımlardan, süzülenlerden, öyle kendince akanlardan ve dökülenlerden dileyen dilediği kadarını alıyor. Bütün caddeleri, sokakları, evleri, evlerinin içindeki insanları, insanlarının arasındaki ilişkilerin yıkıldığı ve yeniden kurulduğu, bozunuma uğradığı ve onarıldığı, duvarlar ya da sular altında kaldığı Beyoğlu'na da incelikli bir ağıt yakıyor."

    Zaten Hiç Yoktular

    Buşra Era

    Rüyanın içinde gezen, gerçeğin bir rüya gibi belirsizleştiği öyküler. Ama gene de sert bir gerçeği dillendiriyorlar. Buşra Era ikili ilişkilerin, iki insanın ruhlarını birbirine açmasının imkânsızlığının kıyılarında dolaşıyor. Tek bir insanla, belki de kendiyle yetinmenin imkânsız olduğu durumlarda açılan yaralara cesurca bakıyor.

    Zifir Olsun!

    Işık Ergüden

    Yazının hayata, hayatın yazıya tercümesi poetik, politik ve etiktir. Bu yüzden, Zifir Olsun! zehir zıkkım olsun…

    Zincirlenmiş Zamanlar - Zincirlenmiş Sözcükler

    Mehmed Uzun

    "Kürt edebiyatının usta ismi Mehmed Uzun, Yitik Bir Aşkın Gölgesinde'de, ülkesinden sürgün edilen Vanlı Memduh Selim Bey'in mücadelelerle dolu trajik ömrünü bütün incelikleriyle nakşeder. Kaderi yenilgiler, yitimler ve geçim sıkıntılarıyla örülen Kürt aydını Memduh Selim Bey, hayati bir seçim yapmak zorundadır: Aşkı mı, ülkesi için savaşmak mı? Biricik sevgilisini terk ederek ülkesi uğruna savaşmayı yeğlese de her iki cephede de yenilgiye uğrar. Savaşın orta yerinde hem memleketine hem de aşkına duyduğu özlemin kavuruculuğuyla boğuşurken, halk da içinde bulunduğu çetin koşullar nedeniyle çoktan perişan bir haldedir. Memduh Selim Bey, yaşamının son günlerine kadar yoksulluk, İstanbul ve Galata hasreti, yorgunluk ve yalnızlıkla boğuşup duracaktır. Yitik Bir Aşkın Gölgesinde, umutlardan hüsrana, sevinçlerden burukluğa ve nihayet ebedi göçe doğru adım adım ilerleyen şiirsel bir yolculuk…"

    444

    Коллектив авторов

    "444, bir çağrı notu gönderdiğim -kendim dahil !– 30 davetlinin 25'inden gelen olumlu yanıtla yola koyuldu ve gerçekleşti. Neden çıkış noktasına kitabın açılış sayfasında yeralan fotoğrafı seçtiğimi soranlar oldu, okurlardan da merak edenler çıkabilir : 2020 ilkyazı herkes için bir kader-kısmet kuyusunu açmıştı – dibindeki aynaya bakanlar farklı imgeler görecekti. –EB Şavkar Altınel – Emre Ayvaz – Enis Batur – Yiğit Bener – Çağlayan Çevik – Oğuz Demiralp – Armağan Ekici – Gültekin Emre – Tuncer Erdem – İsmail Ertürk – İpek Göldeli – İzzet Göldeli – Murat Gülsoy – Tarık Günersel – Nilüfer Güngörmüş – Nilüfer Kuyaş – Murat Menteş – Sevin Okyay – Nihat Özdal – Ali Özgür Özkarcı – Levent Şentürk – Fatma Tülin – Orçun Türkay – Ertuğ Uçar – Doğan Yarıcı"

    Çingene

    Ахмет Мидхат

    "Döneminin çarpıtılmış tüm toplumsal ön yargılarına ve hurafelerine karşı farklı bir bakış açısı getirerek her fırsatta halkını hümanist bir yaklaşımla aydınlatma çabası içinde olan Ahmet Mithat Efendi, 'Çingene' isimli bu eserinde yine nahoş fakat dikkat çekilmesi gereken bir noktaya parmak basıyor: Irk ayrımcılığı. Toplumsal ayrışımın önüne sadece entelektüalizm ile geçilebileceğini mantıksal akıl yürütmelerle ispat ettiği bu eserinde Ahmet Mithat Efendi, eşitlik kavramının ırk temeli üzerine kurulmasına isyan ediyor; insan denilen mahlûkun yaradılışça birbirine denk olduğunu, medeni olmanın ise eğitim ve görgü ile mümkün olabileceğini, dolayısıyla fertler arasında eşitliğin değil ama farklılığın ancak bu açıdan gözetilebileceğini ortaya koyuyor. Çingene, tam 122 yıl önce Ahmet Mithat Efendi tarafından büyük bir ustalıkla kaleme alındıktan sonra ilk defa günümüz okuyucusuna kazandırılan ve ibretle okunması gereken bir yapıt."